GEMEREK

logoyenicubuk

 TARİHÇEMİZ

Gemerek İlçesi’nin kurulduğu tarih bilinmemekle beraber, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türklerin Anadolu’yu fethi sırasında Abdioğlu namıyla bir Türk aşiretinin yerleştiği bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme devrinde kasaba olduğu, Kanuni Sultan Süleyman’ın Nahcivan seferi sırasında burada konakladığı, mevcut kitabe ve mezar taşlarından anlaşılmaktadır.

Gemerek 1895 yılında müstakil nahiye olmuş, bu tarihten sonra nahiye müdürleri tarafından idare edilmeye başlanmıştır. 1936 yılında ise Gemerek’te belediye teşkilatı kurulmuştur. Gemerek nahiye olduktan sonra iktisadi ve kültürel sahalarda gelişme göstererek 3 Mart 1953 tarih ve 8349 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 27/02/1953 tarih ve 6068 Kanun Nolu kararla 1 Mart 1953 tarihinde İlçe olmuştur.

Gemerek isminin nereden geldiği kesin olarak bulunamamıştır. Ancak söylentilere göre Gemerek’in girişinde çok eskiden kalma beyaz bir kemerin olduğu, buraya Samsun limanından Anadolu’ya nakil yapan kervanların Kemer-i Ak dedikleri, sonradan da Gemerek’e çevirdikleri rivayet edilmektedir.18 Haziran 2013 tarih ve 28681 sayılı resmi Gazete ‘de yayımlanan Sınır Tespit Kararı ile 5393 Sayılı Belediye Kanununun 11 nci maddesine istinaden  Yeniçubuk Beldesi ile birleştirilmiştir.

GEMEREK TARİHİ DEĞERLERİ

Şahruh Bey Mescidi (Merkez Camii) : Camii, giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre, Dülkadiroğullarından Alaüddevle’nin oğlu Şahruh Bey tarafından yaptırılmıştır.1749 yılında Arslan Paşa oğlu Ahmet Bey ve 1822’de Çapanoğulları tarafından tamir ettirilmiştir.

Camii dikdörtgen planlı düz tavanlıdır. Harimin kuzeyinde bir üst mahfil ile güneyde altı sıra mukarnas kavsarlı beşgen bir mihrap bulunur.

Çepni Camii: Camii, giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre,1530 tarihinde Kızılkocaoğlu İsa Bey tarafından yaptırılmıştır.1826 ve 1898 yıllında onarım geçirmiştir. İç mekân güneyde en büyük olmak üzere dört eyvanımsı nişlerle genişletilmiştir. Orta kısım kare planlı çapraz tonozla örtülüdür. Tonozun ortasında sekizgen kaideli kubbecik yer alır. Yan kenarlar sivri kemer alınlıklı ve beşik tonoz örtülüdür. Güney kanat diğerinden daha büyüktür. Yapının batısında üç bölümlü bir cemaat yeri ile minare bulunur. Mihrap orijinal durumunu korumuş olup, çok güzel alçı süslüdür.

İnkışla Camii: Camiinin kuzeyindeki giriş kapısı üzerinde pekiyi okunulamayan bir kitabesi vardır. Köy halkının verdiği bilgiye göre camii Yozgatlı Safiye Hatun etrafından yaptırılmıştır, bugün büyük bir kısmı yenilenmiştir. Üç şahinlidir. Şahinleri ikişer sıra direk birbirinden ayırır. Direkler üzerinde “S” konsollar yer alır.
İnkışla Hamzalı Mevkii Camii: Camiinin duvarları ve mihrabı ayaktadır. Üst örtüsü yıkılmıştır. Kesine taş olan yapının çok eski olduğu ve yanında bir hazinenin bulunduğu köy halkı tarafından söylenir.
Çepni Hamamı I: Camiinin vakfı olabileceğini tahmin ettiğimiz hamam, camiinin güneyinde ona 15–20 m kadar uzaklıktadır. Bazı yapı öğelerinden camii ile asırdaş olabileceğini akla getirmektedir. Dıştan iki büyük kubbeli ve dikdörtgen planlıdır.

Çepni Hamamı II: Alabey Mahallesi derviş ağa bahçesinde şehir sularının yanında yer alan hamam, bugün harap ve bakımsızdır.
Çok eski olduğunu tahmin ettiğimiz yapı, üç mekânlıdır. Doğudaki mekânlardan biri enine dikdörtgen planlı sivri beşik tonos örtülü, diğeri kare planlı üzeri yelpaze tromp geçişli kubbe ile örtülüdür.
Batıdaki sıcaklık ise; enine dikdörtgen planlı ortası kubbe iki yanı beşik tonos örtülüdür. Tüm bölümlerde kapı ve tromplar sivri kör kemer nişi içine alınmıştır.

Şahruh Köprüsü: Ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmeyen bu köprü, 1538 yılında Şahruh Beyoğlu Mehmet han tarafından kölesi Behram’a eliyle tamir ettirmiştir. Kitabesi Sivas müzesindedir.
Köprü, kuzey-güney doğrultusunda uzanan 155×5,50 m. boyutlarında sekiz gözlü bir yapıdır. Köprü kuzeyden üçüncü açıklık üzerinde harpuşda yaparak yükselir.

Sızır Eskiköy Ören Yeri: Sızır Kasabası’nın güneydoğu girişinde Eskiköy adıyla anılan mevkidedir. Elde edilen buluntular bu bölgenin çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Kayalık ve yeşil bir alan içerisinde bulunan bu bölgede birçok mağara vardır. Bölgenin doğusunda bulunan çağşak mevkiinde yüze yakın mağara bulunmaktadır. Bunlardan bazıları çeşitli nedenlerden dolayı tahrip olmuştur. Eskiköy’de Necip’in İni adıyla anılan mağara yeraltı şehrini andırmaktadır. 25–30 m.’ye kadar içerisine girilebilmekte ve içeride odalara ayrılmaktadır. Yine bu bölgenin güneydoğusunda bulunan Köşkbaşı adıyla anılan yerde bir köşk bulunduğu, burada bulunan arkeolojik kalıntılardan anlaşılmaktadır. Maalesef bu kalıntılar zaman içerisinde bilinçsizce halk tarafından çeşitli yerlerde kullanılarak tahrip edilmiştir.
Sızır’da bu ören yerlerinden başka; Karacaören ve Dendeliz ören yeri ile kasabanın kuzeybatısında ormanlık bir alan içerisinde bulunan Çatalsay mevkiinde de bir su sarınıcı kalıntısı bulunmaktadır. Bütün bu kalıntılardan Sızır’ın Roma ve Bizans döneminde yerleşim merkezi olduğu sanılmaktadır.

Sızır Kalesi: Sızır Kasabası’nın şu andaki yerleşim merkezi olup, görünen kalıntı yoktur. Kasabanın merkezinde bulunan Hüyük’ün çevresi çok önceleri su ile çevrili olduğu, zamanla suların çeşitli tabii nedenlerden çekildiği ve Roma Kralı Sezar zamanında buraya bir kale yapıldığı tahmin edilmekte, bundan dolayı Sızır’ın adının Sezar’dan geldiği söylenmektedir. Kale üzerinde bulunan mahalle şimdi Kalebaşı Mahallesi olarak anılmaktadır.
Diğer bir rivayete göre de bu bölgede fazla suyun sızması sonucu önceleri Sızar diye anıldığı sonradan Sızır’a dönüştürüldüğü ifade edilmektedir.

Coğrafi Konum

Sivas’ın batısında yer alan ilçenin, doğusunda Şarkışla, güneybatısında Kayseri, kuzeybatısında Yozgat bulunur. Yüzölçümü 1.150 km2’dir. Rakımı 1.200 m’dir. Karasal iklimin tesiri altındadır. Kışları soğuk, yazları sıcak ve kurak geçer. Maksimum 40 °C, minimum -34.4 derece sıcaklık görülür. Yılın 125-145 gününde don olayı yaşanır. Sızır kasabasının kuzey batısı ormanlık alanlarla kaplı olup bu bölgede çok sayıda yayla mevcuttur. Bunlardan bazıları, Kaymaklı, Taaltı, Kısık ve Karmıklı yaylalarıdır.

 

 

BOZOK SANCAĞI ÇUBUK NAHİYESİ

 

Türkistan ve Horasan’dan hareket ederek bütün varlıklarıyla Anadolu’ya gelen Türk boyları, dönüsü olmayan bu yolda, kendisine yeni bir vatan bulmak için Anadolu’nun bir çok yerini iskan etmeye baslamıslardır. Bu durum sadece Türk tarihinin degil aynı zamanda dünya tarihinin de önemli olaylarından birisi olmustur.

Zira Anadolu’nun fethinden sonra Avrupa içlerine kadar uzanan Türk hakimiyeti siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel olarak yapmıs oldugu etkileşim sayesinde,batının ve dünya tarihinin seyrini degistirmistir. Bozok, yirmi dört Oguz boyunun on ikisinin genel adı olup, zamanla bugünkü Yozgat ili sınırları içinde onunla aynı adı tasıyan bir akarsuyun çevresinde Oguzlar’ın Bozok boyuna mensup Türkmenlerce kurulan yerlesim yerinin adı olmustur.  XVI. yüzyılda Osmanlı bürokrasisinde Halep, Suriye, Antep, Maras ve Uzunyayla’dan gelip yerlesenlerin bulundugu genis bir bölgenin adı olan Bozok, bugünkü Yozgat ilini, Kayseri’ye baglayan, Sarıoglan ve Felahiye merkezlerini ve

 

Sivas’a baglı Sarkısla ile Gemerek’i içine alan genis bir cografyada bir sancak durumuna yükselmis ve bu genis bölgenin adı olmustur. Kızılırmak havzası içinde 1000-1500 metre yükseklige sahip yayla karakterli, kanak ve öz adı verilen bir çok akarsuya sahip bu bölgenin tarihi çok eskilere, M.Ö. 3000’li yıllara, ilk Tunç  Çagının baslarına kadar uzanmaktadır. Bölgenin en eski adı ‘Phria veya Pterium’dır.

Milattan önceki yüzyıllarda bir çok Anadolu medeniyeti sınırları içerisine Bozok da girmektedir. Bu medeniyetlerden en önemlisi tabi ki Hitit’lerdir. Alisar, Kushisar, Kazankaya, Çengeltepe ve Mercimektepe gibi yerler eski Hitit yerlesim yerleri olarak bilinmektedir. Hititlerin baskenti Bogazköy (Hattusas) ve Alacahöyük (Arrina) gibi önemli Hitit sehirleri Yozgat’a yakın yerde kuruldugu için bölgedeki

 

Hitit hakimiyetinin önemi büyüktür. Kızılırmak yayı içinde kalan bu bölge Hitit’lerden sonra Lidya’lılar ve Med’lerin hakimiyetine girmistir. M.Ö. 546’da Anadolu yavaş yavaş Pers’lerin hakimiyetine geçmeye baslamış ve nihayet M.Ö. 585’de Med Krallıgı’nı yıkan Pers hükümdarı Kiros, Lidya’nın baskenti olan Sard’ı alarak Orta Anadolu’yu ele geçirmistir. Lidya’lıların yıkılışı ile bazı Orta Anadolu topragı Firig’lerin hakimiyetine girmiştir. Persler tüm Kapadokya bölgesini iki satraplıga ayırarak idare etmislerdir. M.Ö. IV. yüzyılda ise Makedonya imparatoru

Büyük İskender Kran’lıları yenerek tüm Anadolu’ya ve dolayısıyla Bozok’a da hakim olmustur. Makedonya kralı İskender’in ölümüyle (M.Ö.332) Anadolu toprakları uzunca bir süre büyük istikrarsızlık ve kargasa dönemine girmistir.2 İskender İmparatorlugu’ndan sonra Galatlar bölgeye hakim olarak burada ‘Tavium’ adında bir sehir kurmuslardır.3 Galatlar’dan kalma bu eski ‘Tavium’ sehrine (Musabegli Bucagına baglı Büyüknefes köyü) zamanla ‘Oziyana veya Soganda’ isimleri de verilmistir. M.Ö. II. yüzyılda Romalılar tüm Anadolu’ya hakim olmus ve miladi XI. yüzyıla kadar bölge Bizans hakimiyetinde kalmıstır. Bizans döneminde ‘Charsionen Eyaleti’ içinde yer alan bölgede bugün Büyüknefes köyünde Tavium harabeleri ile birlikte Küçüknefes köyünde Galatlara ve Sarıkaya çevresinde de Roma dönemine ait çesitli harabeler bulunmamaktadır.

Bozok bölgesi, Selçuklu hakimiyetine II. Kılıçarslan döneminde (1174) girmistir. Ancak 1243 yılındaki Kösedag yenilgisi ile Anadolu toprakları Mogolların hakimiyetine geçmistir. Mogollar 1256’ya kadar Anadolu’nun bütün yayla ve ovalarına yerlesmislerdir.1402 Ankara Savası’ndan sonra Timur tarafından bir kısmı Türkistan’a götürülen bu Mogol kabilelerinden bosalan yerlere Dulkadirli Beyliğine mensup Bozok Türkmenleri yerlestirilmistir. Bozok’a baglı oymaklar uzun süre Orta Anadolu’da kendi boy ve asiret adlarıyla anıla gelmislerdir. Dolayısıyla Bozok bölgesinin asıl etnik kökeninin XI. yüzyıldan itibaren güneyden gelip buraya yerleşen çeşitli Türkmen konar-göçer kabile ve cemaatlerce oluşturulduğunu söyleyebiliriz. XV-XVI. ve kısmen de XVII. yüzyıllarda Sancakta yer yer geçici ve daimi yerlesim yerleri olusmuştur. Daimi yerleşim yerleri daha çok XVI. yüzyılın ortalarından itibaren kurulmaya başlamıştır. 24 Oguz boyundan 12’sinin genel adı olan Bozok’a baglı oymaklar uzun süre Orta Anadolu’da kendi boy ve asiret adlarıyla anıla gelmislerdi. Bu teşekküller geldikleri yerlerdeki konar-göçer aşiret hayatını devam ettirip zamanla bölgeye adlarını vermislerdir. Sancağın adı da aynı süreçte ortaya çıkmıstır. Oguzların Bozok koluna mensup kabileleri tarafından meydana getirilen Dulkadirli Beyliginin bu civarda hakim olmasından ve kendi soyundan gelenlerin birkısmını buraya iskan etmelerinden sonra XV. yüzyılda bölge tamamen Bozok adını almıştır.

 

Rum Eyaleti ve Bozok Sancağı H.963 / M.1556 Tarihli Mufassal Tahrir Defterine Göre, Bozok Sancağı’nın_ idarı Taksimatı ( miladi 1556 yılı Osmanlı İmparatorluğu Gelir Defederlerinden alınmıştır.) Bozok Sancağı Kazaları ve Nahiyeleri

Kaza-i Bozok ( BOZOK KAZASI )

1-Baltı      Nahiyesi

2-Karayere  Nahiyesi

3-Kanak-ı Zir  Nahiyesi

4-Sorgun / Sorkun Nahiyesi

5-Delice özü  Nahiyesi

6-Süleymanlu

7-Kanak-ı Bala  Nahiyesi

8-Aliki  Nahiyesi

Kaza-i Akdag  ( AKDAĞ KAZASI )

1-Akdag Nahiyesi

2-Boğazlıyan Nahiyesi

3-Emlak Nahiyesi     (Irmak bucağı )

4-Gedük Nahiyesi    ( Şarkışla  )

5-Çubuk  Nahiyesi   ( Yeniçubuk )

Bozok Sancağı’nda İskâna Öncülük Eden Bazı Konar-göçer TÜRKMEN Kabile ve Cemaatleri : Kızılkocalu, Selmanlu/Süleymanlu, Agcalu, Çiçeklü, Zakirlü, Mes’udlu, Agcakoyunlu, Sambayadı, Söklen, Hisarbeglü, Tatar, Karalu, Seyhlü, Danismendlü, Çepni ve

 

Çongar(Moğol)Timur Han tarafından Ankara Savaşından sonra Türkistan’a götürülmüşler.)

ÇUBUK NAHİYESİ YERLEŞİM BİRİMLERİ

sabeg nd. Yagluca – Neaceb  – Mahmudgarib nd .İgdelüce – Kurdini – İkizce

Agcaagıl-ı diger – Karkın – Gelbulasın nd. Kasımbegkıslas  – Sarıagıl –

Hançubuk nd Devletgir – Orçan veya Orhan – Karacaviran nd. – Kayınkıslası –

Seydiahmetviranı – nd. Kosuagıl – Kızlarmeshedi   –  Darıviranı – Gökfatma

Karahızırkıslası nd  – Saraçlar – Karacviran  – Gököyük – Seyhbahri – Yenice nd.

Dokuzlar – Karagüllü – Çagısdan –  Kozkısla – Ortakısla – Çalıskıslası – Kavakluca

Kozagıl – Üveysfakih nd. – Bayrambeg  – Kılınçkıslası nd. – Emirgazilü – Behisni nd.

Çalabvirdi Tabib  – Sarıoglan – Kızılcakısla – Karacavirna – Kepirce – Yassıkısla –Kesikviranı – Odunluk – Hasan Kethüda – Kuloglu – Agcaagıl – Kürdlerviranı nd

Tayı veya Tabı – Seyrekagıl  – Tacakavagı – Donuzderesi  – Gemerek – Hamzalu

Gevhertas – Kızılcakısla  – Cemaat-i sirvansahinlü ve Kalgayahyalu

Cemaat-i ısfehani anTaife-igurbetan – Cemaat-i Gurbetan-i ısfehani ankavm-i Ahmed

Cemaat-i Samlutatar

YENİÇUBUK  ( ÇUBUK NAHİYESİ )

Çubuk  Nahiyesinin 1556 daki  Nufusu       6991 kişi. 1556 Yılında Bu dönemde Çubuk   Nahiyesi’nde  Kızılkocalu cemaatinin hakim oldugu belirtilmistir Çubuk Nahiyesi bu günkü Kayseri İlinin Akkışla ilçesi kuzeyinden başlayıp Büyük Tuzhisar dan kızılırmağa oradan da ırmağın güney kesimini takiple karagöle kadar uzanan hattıda içine alan geniş bir coğrafyadır.  Agcalu, Çiçeklü,

 

Satirbeglü, Ahsengazilü, Akbeglü, ibrahimhacılu, Karacaalilü, Kuşcu, Hasırlu, Horuklu ve Memselü cemaat ve kabilelerince iskan edilmistir. 54 köyü olup, 4 de cemaat köyü bulunan Çubuk Nahiyesi bu günkü ilçemiz olan Gemerek ve Kayseri İlçesi Sarıoğlan’ında bulunduğu alanı içine alan bir yerleşim birimi olarak varlığını yüzlerce yıl korumuştur. Çubuk Nahiyesi Konargöçer aşiretlerin Osmanlı tarafından mecburi iskâna tabi tutulmalarına kadar nahiye olarak  Türkmen topluluklarına yurtluk hizmeti vermiştir. Mecburi İskânlar sonucu boşalan o günkü –ÇUBUK -Nahiyesinin yerine Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından yeni sıfatı eklenerek;  Bu günkü YENİÇUBUK Beldesi  Kurulmuş, Mübadele sonucu Romanya, Bulgaristan ve diğer Balkan Ülkelerinden gelen- Evladı Fatihanlara -Devletimiz tarafından 452 hane iskan konutu yapılıp   bu  ailelere iskan amaçlı kullanmaları için verilmiştir. Mubadeleler dışında daha sonrada serbest olarak gelenlerle bu sayı çoğalmıştır.Bundan önce Konargöçer halkın kulanmış olduğu ve kendi Boy ve Aşiret isimleri ile anılan Yurtluklar, bu gün tarım arazilerinin tapu kayıtlarında mevkii adı olarak aynı isimleri taşımaktadırlar.Yeniçubuk beldesi daha sonra çevre köylerden ve doğudan gelen insanlarla nüfusunu 12.000 civarına çıkarmışsıda işsizlik nedeni ile bugün bu rakam 8.000 kişi civarındadı

 

BELEDİYE BAŞKANIMIZ
Mustafa Demir
MUSTAFA DEMİR
ANKET

  • Sitemizi Nasıl Buldunuz ?
  • Yükleniyor ... Yükleniyor ...
KAYBETTİKLERİMİZ

Resul Özen

19.06.2017

Beyaz Masa Forum